gülsüm's profileayışığı adlı kullanıcını...PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

Blog


    August 28

    tasavvufta 4 kapı vardır

    TASAVVUF'TA 4 KAPI VARDIR
    1- Şeriat Kapısı
    2- Tarikat Kapısı
    3- Marifet Kapısı
    4- Hakikat Kapısı
    Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır. 
    Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;
    "Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum.
    Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?"
    "Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve
    hepsi rahlelerine eğilmiş.
    Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım." 
      
    Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş.
    Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir
    tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama
    hocasına itaat var.
    Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa
    kalkıp elini kaldırmış.
    Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.
    Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış.
    Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.
    Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına
    devam etmiş.
    Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış.
    Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler....
    - Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi.
    Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını
    sana iade etti.
    - İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam
    tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.
    "Sana kötülük yapana bile iyilik yap".
    Onun için döndü, oturdu.
    - Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir.
    İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır.
    Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.
    - Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir.
    İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir.
    Onun için dönüp bakmadı bile...

    NAMAZ........

    Namazın bütün ibâdetleri içine alan bir ibâdet olduğunu biliyor muyuz?
    Günde 40 rek'at namaz kılıyoruz. Bu 40 rek'atın 17'si farz, 3'ü vâcib, 20'si sünnettir.
    Bir senede 14.600 rek'at namaz kılıyoruz.
    Ramazan'da 600 rek'at teravih namazı kılıyoruz.
    Toplam bir yılda 15.200 rek'at namaz kılmış oluyoruz.
    Akşam namazından sonra kılınan evvabin namazı, kuşluk vaktinde kılınan duha namazı, gece kılınan teheccüd namazı gibi nâfile namazlar 15.200 rek'at sayısı dışındadır.

    Namaz kılan bir mü'min bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündük mü?
    Namaz kılan bir mü'min bir günde en az
    – 40 def'a Besmele çekiyor.
    – 40 def'a Fatiha sûresini okuyor.
    – 80 def'a Rabb'imizin er-Rahman ismini söylüyor.
    – 80 def'a er-Rahim ismini söylüyor.
    – 213 def'a Allah-u Ekber diyor.
    – 120 def'a Sübhane Rabb'iye'l-Azim, diyor.
    – 240 def'a Sübhane Rabbiye'l-Âlâ, diyor.
    – 15 def'a Sübhaneke duâsını okuyor.
    – 40 def'a Semi Allahu limen hamideh diyor.
    – 40 def'a Rabbena ve leke'l-hamd diyor.
    – 40 def'a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor.
    – 33 def'a Zamm-ı Sûre okuyor.
    – 21 def'a Ettahiyyatü'yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor.
    – 21 def'a Kelime-i Şehadet'i söylüyor.
    – 26 def'a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm veriyor.
    – 13 def'a Allahümme ente's-Selâmü ve Minke's-Selâmu Tebârekte ya Zelcelâli ve'l-ikrâm, diyor.
    – 13 def'a Rabbenâ Âtina, duâsını okuyor.
    – 13 def'a Rabbenâğfirli, duâsını okuyor.
    – 15 def'a Allahümme salli salâvatını okuyor.
    – 15 def'a Allahümme bârik salâvatını okuyor.
    – 15 def'a Euzübillâhimineşşeytânirrâcîm diyerek şeytanın şerrinden Allah'a sığınıyor.
    Bu zikrettiklerimiz sâdece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır.
    60 yıl yaşayıp da kulluğunun gereklerini yerine getiren bir mü'minin yaptıklarını ve söylediklerini bu kadar yıl hesabıyla hesaplayın bakalım, ne çıkacak karşınıza.
    Ya kulluk şuurundan uzak, ibâdetlerden mahrum ömrünü zilletle geçirmiş bedenini ibâdetsizlik illeti (hastalığı) istila etmiş olanlara ne diyeceksiniz. Gerçekten çok büyük kayıp içindeler değil mi? Allah şerlerden bizleri korusun ve kurtarsın...
     
     
    selam ve dua ileee.....
     
    August 12

    Konuşulan konu BERAT kandili

     

    Alıntı

    BERAT kandili
    BERAT kandili
    Ev sahibi: ( Haci ) Tahsin YIGIT
    Tarih ve saat: 11 Mayıs 2015 Pazartesi saat 07:00
    Bu olayı Windows Live'da göster
    August 05

    bi alkış istiyorum

    kaza mahalinde elinde cep telefonuyla kosturup '112'nin numarasi neydi?' diye bagiran sarisina,
    Birbirlerine ana avrat küfür eden iki kisinin arasina girip ikisine de birer tokat atan ve 'Analar kutsaldir, analara küfür
    etmeyin, o. çocuklari!!' diyen Karadenizli agir abiye,
    Annesine kizip,buharli ütünün içine isemeyi akil eden! Annesini buram buram çis kokulariyla isyerine yollayan! Annesi; ancak
    arkadaslari ''acayip kokuyorsun'' dediginde isi çözen anneye ve cocuguna,
    Banyonun lambasi yanmayinca elektrikler kesik zannedip yarim saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canim sikilmasin diye
    televizyon seyreden kisiye
    Ailecek televizyon izlerken üst komsu küçük oglunu göndermis. Çocuk anneme ''X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsinlar
    da, biz de dinleyelim'' Biz de kirmadik, açtik. Ailecek çok iyi niyetli oldugumuzdan,televizyonlari bozuk sandik. Yüksek sesten
    dolayi bize laf soktuklarini anlamamiz çocugun ikinci gelisinden sonra oldu. Bu olayi yasayan aileye,
    Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ögretmenimiz Aids' in açilimini yapiyor:
    (A)llaha (I)syaneden (D)eyyuslarin (S)onu...
    diyen hocaya,
    BIRER ALKIS ISTIYORUM Dil çıkaranDil çıkaranAçık ağızlı
     

    bir efsane

    Anamas Dağları Beyşehir Gölü'nün güney sınırını oluşturur. Aslında Toros Sıra Dağları'nın uzantısı olan dağlar, yörede bu isimle anılırlar. Kar, en yüksek tepesinin daim misafiridir. Yaz ve kış hiç terk etmez onu. Belki de görünüşündeki heybet bundan kaynaklanır. Güneş gölün üzerinden süzülerek avuçlarında batar tepenin ve gece mağrur başını aşarak çöker kente. Bu heybetli dağlara ait bir de efsane dolaşır dillerde:
    Eski zamanlarda yörükler bu dağların eteklerinde çadır kurarlarmış. Serin yaylaklarda yazı geçirir, hayvanlarını otlatırlarmış. Bu yörüklerin arasında bir yetim oğlancıkla anası yaşarmış. Yetim oğlan anasına bakmaya çalışır, yuvasının geçimini üstlenirmiş. Oğlan eve zamanla hakkı olmayan şeyleri getirmeye başlamış. Bolluğa da kavuşmuşlar. Çocuk büyüyünce yörenin en korkulur eşkıyası olmuş. Bir gün yakalanarak kadının huzuruna getirilmiş ve idam cezasına mahkûm edilmiş. Bunun üzerine eşkıya:
    "Kadı efendi beni asmayın. Ben çocukken anam n'ettimse ses etmedi… Eve getirdiğimi haram mı helal mi demeden yedi. Bana doğruyu yanlışı göstermedi. Bu yüzden beni değil 'anamı as'ın.
    Kadı eşkıyayı haklı bularak onu değil anasını asmış. Böylece bu dağların adı Anamas kalmış.
    Şimdi bu ibretlik efsaneyi zamanımıza göre biraz yorumlayalım.
    Günümüzde çocuk eğitiminin önemi daha iyi anlaşılmıştır. Buna rağmen çocuklarımız maddeci medeniyetin kıskaçları arasında ölüme terk ediliyor. Yoğun iş temposunda daha lüks, daha rahat hayatlar için delicesine çalışıyoruz. Ailemizi özellikle de çocuklarımızı ikinci plana atıyoruz. Yalnızca karın doyurmakla yükümlü yabancı ellerde yetişen çocuklar, kendilerine göre bir dünya kuruyor zihinlerinde ve aynı evde aynı kanı taşıyan fakat birbirine yabancı insanlar yaşar duruma geliyor. Üzerinde bir sorumluluk olan evlat yerine kendi hayatını yaşayan ve ailesine yük olmayan evlat, ebeveynlerin işine geliyor.
    Bir Müslüman’ın yiyip içtiğinin helal olup olmadığını sormak benim ayıbıma gider. Fakat çocuğun cebine parasını koyup gerisine karışmayan anne ve babaların vicdanlarını sorgulamaları gerektiğine inanıyorum.
    Şöyle düşünün: Mizan kurulmuş, evlatlarınız Allah'ın huzuruna getirilmiş. Onların her günahından size de bir pay veriliyor. Sonunda gerçekten helak olan siz oluyorsunuz.
    Kurtuluş orada değil dünyada. Kendimizin ve ailemizin kurtuluşa erenlerden olabilmesi için samimi bir çaba harcamalıyız. Çocuklarımıza yiyip içtiklerinin, giyim kuşamlarının, saç sakal modellerinin, özellikle de düşünce tarzlarının nereden geldiğini sormamız, onların ahlaklı, yetkin bireyler olabilmesi için de bazı önlemlere başvurmamız gerekiyor.
    'Müslüman Türk kültürü içinde "kökü mazide olan bir ati" anlayışıyla yoğurmalıyız evlatlarımızı. Bu işin sonu kadı değil Allah huzurudur.............