gülsüm's profileayışığı adlı kullanıcını...PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

ayışığı adlı kullanıcının alanı

Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
NAMAZ UYKUDAN HAYIRLIDIR ...:..:...
"Esselatu hayrun minen nevm"

Süleyman (a.s) rastladığı bir karıncaya sorar:


-Ey Karınca sen bir yıl boyunca nekadar yersin? Ne ile idare edersin?
Karınca cevap verir:
-Ben bir yıl boyunca sadece bir buğday tanesi yerim, o bana yeter der.
Bunun üzerine Hayvanlarla konusabilme mucizesi verilen Süleyman Peygamber bunu sınamak, denemek ister ve karıncayı alıp bir kabın içerisine bir buğdaz tenesi ile birlikte koyar ve bir yıl başka birşey vermez..
Bir yıl geçer ve sonra kabı açıp bakan Allah'ın Peygamberi Buğday tanesinin yarısını yiyip yarısını bırkan karıncaya sorar:
-Ben sana sorduğumda ''ben yılda bir buğday tanesı ile yetinirim'' demiştin ve lakin, görüyorum ki sen buğdayın sadece yarısını yemişsin der..
Buna cevap olarak Karınca der ki:
-Önceki yıllarda benim rızkımı Allah( c.c) veriyordu, ama bu yıl bu yükümlülüğü siz üzerinize aldınız; Bu sene bana buğdayı vediniz ama seneye bunu vermeyi unutursunuz belki diye yarısını yedim, yarısını gelecek seneye bıraktım der..

yıllar önce hastanede,çok ciddi ve az rastlanan bir hastalıga yakalanmış bir kız tanıdım İyileşmesi için bir tek yol vardı.Beş yaşındaki kardeşinden kan nakli yapılması gerekiyordu.Erkek kardeşi aynı hastalıgın üstesinden gelmiş ve vucudunda hastalıgı yenebilecek antikorlar oluşmuştu.

Doktor bu durumu kız çocugunun erkek kardeşine açıkladı ve ona ablasına kan vermeyi isteyip istemedigini sordu.

Küçük çocuk bir an tereddut etti

ve derin bir nefes aldıktan sonra,evet,eger kardeşim kurtulacaksa veririm dedi.Kan nakli yapılırken küçük çocuk ablasının yanındaki yatakta yatıyordu ve ablasının yanaklarına renk geldikçe bizimle birlikte gülümsüyordu.Sonra sanki yüzü sarardı yüzündeki gülümseme kayboldu.Başını kaldırıp doktora baktıktan sonra titreyen bir sesle,''hemen mi ölecegim?'' diye sordu.Yaşı çok küçük oldugu için doktorun sozlerini yanlış anlamıştı ve kanının tümünü ablasına vermesi gerektigini düşünümüştü...

 

Herkim seher vaktinde kalkar,abdest alır iki

 rekat namaz kılar ve Cenabı Mevlaya avuç

açıp dua ederse,Allah onu kapısından boş

olarak çevirmekten haya eder 

(hadis)

Apr. 18
Merhaba size bir armağan bırakıyorum sohbetimize her zaman bekleriz..Eğer rahatsızlık verdiysek özür dileriz sohbet sayfasını silebilirsiniz.Hakkınızı helal eder misiniz?A.e.o kib www.xat.com/sevgi_esintisi    
Go Large!
   
*** Enter artist or band *** YAZAN YERE İSTEDİGİNİZ TÜRK-YABANCI FARKETMEZ SANATÇI-PARÇA ADI YAZIN ENTER'a BASIN YETERLİ...MÜZİK-VİDEO-RADYO-TV-OYUN-YOUTUBE SERVİSİ VE SOHBET SİTEMİZ--.İYİ EGLENCELER. :)

[sohbet et]

Feb. 8



BEN SENİ ÖZLEMİŞİM
Şiir tadındaydın sevgili
Su gibi yudum yudum
Hava gibi nefes nefes
Ekmek gibi dilim dilim
Ben seni özlemişim…
Gözbebeklerinde yüzümü
Dudaklarında adımı
Hayalinde düşümü
Canım deyip gülüşünü
 
Ben seni özlemişim…
 
Niçin dolar gözlerim
Niçin bulurdum  ben
Her şarkıda seni
Niçin her hüzünlü şiir
Derinden dağlarmış yüreğimi
Ben seni özlemişim…

Yokluğunda üç gece 
Titrediğini ellerimin
Delice çarptığını 
Yaralı yüreğimin
Saklasam bilmeyeceksin
Bilmelisin ki bir'sin
Her an benimlesin 
Ben seni özlemişim…
 
Nereden baksan ayrılık
Nereden baksan yoksulluk
Nereden baksan sensizlik
Ölüm gibiymiş bana
Yaşayıp bilmeliymişim
Ben seni özlemişim…
Uykusuz gecelerde kalmayı
Senle sevdalara uyanmayı
Yangınlarda suya kanmayı
Yeniden sana sevdalanmayı
Ben seni özlemişim…
 
Ayrılık nasıl olurdu
Ölüm gibi yokluğun
Sensiz gecelerde benim
Bir şey var farkında olduğum
Ben seni…
Yanı başımda iken özlemişim... 
yazan cahit akay..






Jan. 22
Jan. 2
Dec. 10
August 28

tasavvufta 4 kapı vardır

TASAVVUF'TA 4 KAPI VARDIR
1- Şeriat Kapısı
2- Tarikat Kapısı
3- Marifet Kapısı
4- Hakikat Kapısı
Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır. 
Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş;
"Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum.
Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?"
"Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve
hepsi rahlelerine eğilmiş.
Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım." 
  
Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş.
Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir
tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama
hocasına itaat var.
Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa
kalkıp elini kaldırmış.
Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş.
Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış.
Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş.
Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına
devam etmiş.
Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış.
Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler....
- Birinci, şeriat kapısını geçememiş biri idi.
Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını
sana iade etti.
- İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam
tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi.
"Sana kötülük yapana bile iyilik yap".
Onun için döndü, oturdu.
- Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir.
İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır.
Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı.
- Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir.
İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir.
Onun için dönüp bakmadı bile...

NAMAZ........

Namazın bütün ibâdetleri içine alan bir ibâdet olduğunu biliyor muyuz?
Günde 40 rek'at namaz kılıyoruz. Bu 40 rek'atın 17'si farz, 3'ü vâcib, 20'si sünnettir.
Bir senede 14.600 rek'at namaz kılıyoruz.
Ramazan'da 600 rek'at teravih namazı kılıyoruz.
Toplam bir yılda 15.200 rek'at namaz kılmış oluyoruz.
Akşam namazından sonra kılınan evvabin namazı, kuşluk vaktinde kılınan duha namazı, gece kılınan teheccüd namazı gibi nâfile namazlar 15.200 rek'at sayısı dışındadır.

Namaz kılan bir mü'min bir günlük namazında neyi ne kadar zikrediyor; hiç düşündük mü?
Namaz kılan bir mü'min bir günde en az
– 40 def'a Besmele çekiyor.
– 40 def'a Fatiha sûresini okuyor.
– 80 def'a Rabb'imizin er-Rahman ismini söylüyor.
– 80 def'a er-Rahim ismini söylüyor.
– 213 def'a Allah-u Ekber diyor.
– 120 def'a Sübhane Rabb'iye'l-Azim, diyor.
– 240 def'a Sübhane Rabbiye'l-Âlâ, diyor.
– 15 def'a Sübhaneke duâsını okuyor.
– 40 def'a Semi Allahu limen hamideh diyor.
– 40 def'a Rabbena ve leke'l-hamd diyor.
– 40 def'a Âmin (Ya Rabbî! Duâlarımı kabul buyur) diyor.
– 33 def'a Zamm-ı Sûre okuyor.
– 21 def'a Ettahiyyatü'yü okuyarak Peygamberimize selâm gönderiyor.
– 21 def'a Kelime-i Şehadet'i söylüyor.
– 26 def'a omuzundaki meleklere ve yanlarındaki Müslümanlara Selâm veriyor.
– 13 def'a Allahümme ente's-Selâmü ve Minke's-Selâmu Tebârekte ya Zelcelâli ve'l-ikrâm, diyor.
– 13 def'a Rabbenâ Âtina, duâsını okuyor.
– 13 def'a Rabbenâğfirli, duâsını okuyor.
– 15 def'a Allahümme salli salâvatını okuyor.
– 15 def'a Allahümme bârik salâvatını okuyor.
– 15 def'a Euzübillâhimineşşeytânirrâcîm diyerek şeytanın şerrinden Allah'a sığınıyor.
Bu zikrettiklerimiz sâdece namazın içinde okunanlardır. Namazdan önce ve sonra okunanlar ve tesbihatlar bu rakamların dışındadır.
60 yıl yaşayıp da kulluğunun gereklerini yerine getiren bir mü'minin yaptıklarını ve söylediklerini bu kadar yıl hesabıyla hesaplayın bakalım, ne çıkacak karşınıza.
Ya kulluk şuurundan uzak, ibâdetlerden mahrum ömrünü zilletle geçirmiş bedenini ibâdetsizlik illeti (hastalığı) istila etmiş olanlara ne diyeceksiniz. Gerçekten çok büyük kayıp içindeler değil mi? Allah şerlerden bizleri korusun ve kurtarsın...
 
 
selam ve dua ileee.....
 
August 12

Konuşulan konu BERAT kandili

 

Alıntı

BERAT kandili
BERAT kandili
Ev sahibi: ( Haci ) Tahsin YIGIT
Tarih ve saat: 11 Mayıs 2015 Pazartesi saat 07:00
Bu olayı Windows Live'da göster
August 05

bi alkış istiyorum

kaza mahalinde elinde cep telefonuyla kosturup '112'nin numarasi neydi?' diye bagiran sarisina,
Birbirlerine ana avrat küfür eden iki kisinin arasina girip ikisine de birer tokat atan ve 'Analar kutsaldir, analara küfür
etmeyin, o. çocuklari!!' diyen Karadenizli agir abiye,
Annesine kizip,buharli ütünün içine isemeyi akil eden! Annesini buram buram çis kokulariyla isyerine yollayan! Annesi; ancak
arkadaslari ''acayip kokuyorsun'' dediginde isi çözen anneye ve cocuguna,
Banyonun lambasi yanmayinca elektrikler kesik zannedip yarim saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canim sikilmasin diye
televizyon seyreden kisiye
Ailecek televizyon izlerken üst komsu küçük oglunu göndermis. Çocuk anneme ''X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsinlar
da, biz de dinleyelim'' Biz de kirmadik, açtik. Ailecek çok iyi niyetli oldugumuzdan,televizyonlari bozuk sandik. Yüksek sesten
dolayi bize laf soktuklarini anlamamiz çocugun ikinci gelisinden sonra oldu. Bu olayi yasayan aileye,
Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ögretmenimiz Aids' in açilimini yapiyor:
(A)llaha (I)syaneden (D)eyyuslarin (S)onu...
diyen hocaya,
BIRER ALKIS ISTIYORUM Dil çıkaranDil çıkaranAçık ağızlı
 

bir efsane

Anamas Dağları Beyşehir Gölü'nün güney sınırını oluşturur. Aslında Toros Sıra Dağları'nın uzantısı olan dağlar, yörede bu isimle anılırlar. Kar, en yüksek tepesinin daim misafiridir. Yaz ve kış hiç terk etmez onu. Belki de görünüşündeki heybet bundan kaynaklanır. Güneş gölün üzerinden süzülerek avuçlarında batar tepenin ve gece mağrur başını aşarak çöker kente. Bu heybetli dağlara ait bir de efsane dolaşır dillerde:
Eski zamanlarda yörükler bu dağların eteklerinde çadır kurarlarmış. Serin yaylaklarda yazı geçirir, hayvanlarını otlatırlarmış. Bu yörüklerin arasında bir yetim oğlancıkla anası yaşarmış. Yetim oğlan anasına bakmaya çalışır, yuvasının geçimini üstlenirmiş. Oğlan eve zamanla hakkı olmayan şeyleri getirmeye başlamış. Bolluğa da kavuşmuşlar. Çocuk büyüyünce yörenin en korkulur eşkıyası olmuş. Bir gün yakalanarak kadının huzuruna getirilmiş ve idam cezasına mahkûm edilmiş. Bunun üzerine eşkıya:
"Kadı efendi beni asmayın. Ben çocukken anam n'ettimse ses etmedi… Eve getirdiğimi haram mı helal mi demeden yedi. Bana doğruyu yanlışı göstermedi. Bu yüzden beni değil 'anamı as'ın.
Kadı eşkıyayı haklı bularak onu değil anasını asmış. Böylece bu dağların adı Anamas kalmış.
Şimdi bu ibretlik efsaneyi zamanımıza göre biraz yorumlayalım.
Günümüzde çocuk eğitiminin önemi daha iyi anlaşılmıştır. Buna rağmen çocuklarımız maddeci medeniyetin kıskaçları arasında ölüme terk ediliyor. Yoğun iş temposunda daha lüks, daha rahat hayatlar için delicesine çalışıyoruz. Ailemizi özellikle de çocuklarımızı ikinci plana atıyoruz. Yalnızca karın doyurmakla yükümlü yabancı ellerde yetişen çocuklar, kendilerine göre bir dünya kuruyor zihinlerinde ve aynı evde aynı kanı taşıyan fakat birbirine yabancı insanlar yaşar duruma geliyor. Üzerinde bir sorumluluk olan evlat yerine kendi hayatını yaşayan ve ailesine yük olmayan evlat, ebeveynlerin işine geliyor.
Bir Müslüman’ın yiyip içtiğinin helal olup olmadığını sormak benim ayıbıma gider. Fakat çocuğun cebine parasını koyup gerisine karışmayan anne ve babaların vicdanlarını sorgulamaları gerektiğine inanıyorum.
Şöyle düşünün: Mizan kurulmuş, evlatlarınız Allah'ın huzuruna getirilmiş. Onların her günahından size de bir pay veriliyor. Sonunda gerçekten helak olan siz oluyorsunuz.
Kurtuluş orada değil dünyada. Kendimizin ve ailemizin kurtuluşa erenlerden olabilmesi için samimi bir çaba harcamalıyız. Çocuklarımıza yiyip içtiklerinin, giyim kuşamlarının, saç sakal modellerinin, özellikle de düşünce tarzlarının nereden geldiğini sormamız, onların ahlaklı, yetkin bireyler olabilmesi için de bazı önlemlere başvurmamız gerekiyor.
'Müslüman Türk kültürü içinde "kökü mazide olan bir ati" anlayışıyla yoğurmalıyız evlatlarımızı. Bu işin sonu kadı değil Allah huzurudur.............
 
There are no photo albums.